background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam
girisimci-hata-webrazzi-700

Yeni Girişimcilerin En Sık Yaptıkları 13 Hata

avatar
avatar

Latest posts by Kelime Atölyesi (see all)

girisimci-hata-webrazzi-700

Hayatta hemen her şeyde olduğu gibi girişimcilikte de en önemli niteliklerden biri tecrübe. Son derece önemli olmasına rağmen doğal olarak yeni girişimcilerin en büyük eksiklikleri de bu. Konuyla ilgili ne kadar araştırsanız, öğrenmeye çalışsanız da kendi tecrübeleriniz asla size anlatılanlar ya da okuduklarınız gibi olmuyor.

Eninde sonunda siz de kendi tecrübelerinizi edineceksiniz. Ne yazık ki bunların çoğu yaptığınız hatalardan öğrendiğiniz acı tecrübelerden oluşacak. Bu yazıda amaç hap şeklinde yapılabilecek hataları öğreterek, sizin daha ilk günden girişimcilik yolunda sorunsuz gidebilmenizi sağlamak değil. Mutlaka hata yapacaksınız ve bu hatalardan dolayı mutlaka acı çekeceksiniz (aksi taktide fazla şanslısınız demektir ve bu durumda da girişimcilik yerine piyango size daha hızlı kazandırabilir). Bu yazının amacı işte o acıyı biraz olsun yumuşatabilecek önlemleri alabilmeniz için minik bir farkındalık oluşturabilmek.

İşte kendi çevremizde gördüğümüz gerçek olaylardan ilham alarak hazırlanmış yeni girişimcilerin sık yaptıkları 13 hata listesi…

1. Ofisi çok küçük/büyük tutmak

İlk bakışta çok önemli bir sorun gibi görünmeyebilir. Ofis çok küçükse gerektiğinde daha büyüğüne geçilir. Ofis çok büyükse genişlemek için yeterince yer var demektir. İkisi de doğru olmakla beraber girişimcilik dengeyi sağlama oyunu. Fazla büyük bir ofisiniz varsa daha birinci günden değerli kaynaklarınızı fazla kira, stopaj gibi gereksiz masraflarla ziyan etmeye başlamışsınız demektir.

Artık sığmadığınız bir ofisten bir an önce kurtulmak istediğiniz sırada yeni ve uygun bir ofis bulmanınsa ne kadar zor olabileceğini tahmin edemezsiniz. Taşınma bu sırada tüm düzenin değişmesi, Türkiye şartlarında internetin ve telefonların yeni adrese taşınmasından, vergi dairesinde adres değişikliğine kadar aklınıza gelebilecek hemen her konuda sorun çıkabilir.

En iyisi önümüzdeki 6 – 12 ay içerisinde ulaşmayı planladığınız personel sayısını hesap edip, seçiminizi bu sayıda kişinin sığabileceği bir ofisten yana kullanmak.

2. Personelin mutluluğunu göz önünde bulundurmamak

Google’ın erken dönemlerinde, henüz bugün ulaştığı çapı hayal bile edemediği dönemlerde haftanın belli günlerinde ofise gelen bir masözü vardı. O dönem Google’ın kaynakları sınırlı olduğu için masöze ücretini hisse opsiyonu ile ödemişti.

Tabi ki yeni girişiminizde personel mutluluğunu sağlamak için ilk günden masaj konusunu çözün demek istemiyorum. Ama personelinizden verim alabilmek için onları mutlu etmeniz gerekiyor. Yeni bir girişimin genellikle personeli ekonomik açıdan mutlu etme imkânı pek yoktur. Kariyer açısından da yeni bir girişim herkesin ilk tercihi olmayabilir. Ama sağlanacak ufak faydalar ve en önemlisi doğru iletişim ilk aşamada yeterli olur.

Personelin mutluluğunu ön planda tuttuğunuzu göstermeniz, hem yeni çalışma arkadaşlarını işe alırken, hem de var olanların kaçmasını önlerken çok işinize yarayabilir.

3. Çok erken/geç eleman almak

Henüz ürün hazır değilken, o ürünü tanıtmak veya satmak için ekibi şimdiden kurmak çok da doğru bir yatırım değil. Diğer yandan her personelin bir adaptasyon süresine ihtiyacı olacağını ve bu esnada sizin de onu bir süre değerlendirmek isteyebileceğinizi unutmayın. Üstelik bu süre sonucunda adaptasyon sağlamayıp ayrılmak isteyebilir veya siz memnun kalmayabilirsiniz.

Bu yüzden çok değil ama personeli ihtiyacınız olduğundan biraz erken işe almak perk çok yeni girişim için ideal bir denge olabilir.

4. Ofisi tecrübesiz (junior) elemanlar ile doldurmak

En sık yapılan hatalardan biri maliyetini ve beklentileri daha düşük olduğu için işe yeni eleman alırken önceliği junior’lara vermek. Evet gerçekten daha tecrübesiz elemanların maaş beklentileri de, işten beklentileri de tecrübeli elemanlara göre daha düşüktür.

Ama bunun bir nedeni var… Hatta birden fazla nedeni var. Junior elemanlar, sadece üretime daha az katkıda bulunmakla kalmaz, yönetilmeye de daha fazla ihtiyaç duyarlar. Çoğunlukla ilk veya ikinci iş tecrübeleri olduğu için ofis yaşantısı ve şirket kültürü konularında daha az bilgilidirler ve ofis içinde çoğunlukta olduklarında ahengi bozabilirler.

Genel kabul görmüş bir yaklaşıma göre tecrübeli elemanların maliyeti junior’lara göre 3 kat fazladır ama 6 kat verimli çalışırlar. Üstelik yönetilmeye daha az ihtiyaç duydukları ve ofis yaşantısı konusunda tecrübeleri olduğu için ofisteki junior’lara da iyi birer rol model olurlar.

Ofiste junior’lar mutlaka olmalı ama sadece ekonomik avantajı nedeniyle değil, sizinle beraber işi öğrenmeleri ve orta vadede sizin tam hayalinizdeki tecrübeli personele dönüşebilme ihtimalleri nedeniyle…

5. Kendi yapamayacağı işe girmek

Büyük bir restoranın sahibi ile sohbet ederken bana şunu söylemişti: “Burada yapılan her işi ben de yapabilirim. Müşterileri karşılayabilirim, servis yapabilirim, masaları temizleyebilirim, kasayı tutabilirim, hatta gerekirse mutfağa girer, önlüğümü takar yemek yaparım”.

Girişimcilik, özellikle de ilk başlarda aşağı yukarı böyle bir şey. Girişiminizin ayakta kalması için yapılması gereken hemen her şeyi gerekirse kendi başınıza yapabilmeniz gerekiyor. Elinizden gelmeyen, yapamayacağınız kısımları da tercihen personeliniz değil, ortağınız yapabiliyor olmalı.

Sınırlı kaynaklar ile her zaman yapılabilecek her şey için birini işe almak mümkün olmayabilir. Daha da önemlisi, alabilseniz bile işin en kritik noktasında personelinize bağımlı hale gelmek çok da tercih edilecek bir şey değil. Çünkü o personelin yarın öbür gün işten ayrılmayacağı veya rahatsızlanıp belli bir süre ofiste olmayacağının garantisi yok. Eğer bu işlerin durmasına yol açma riskini de beraberinde getiriyorsa yanlış bir noktadasınız demektir.

6. Yanlış ortaklıklar kurmak

Siz değilse bile ortağınız işlerin bir kısmını yapabiliyor olmalı dedik. Çünkü hiç kimse her şeyi tek başına yapamaz. Teknik olarak becerebilecek bile olsa zaman kavramı bunu yapmasına izin vermez. O yüzden en azından belli durumlarda sırtınızı yaslayabileceğiniz bir ortağa ihtiyacınız var demektir.

Üstelik ortağınız sadece girişiminiz için teknik anlamda kritik bir rol üstlenmenin ötesinde, iş konusunda ufkunuzu genişletebilecek, farklı bakış açıları ve yaklaşımlar ortaya atarak hem sizi, hem de girişiminizi dinamik hale getirecek biri olmalı.

Güvenilir ve dengeli bir kişiliğe sahip olması zaten ilk koşullardan biri. Bağladığı büyük bir iş sonrasında süperstar moduna girerek, şirketin ayakta kalması için hayati öneme sahip müşteriyi de alarak, her şeyi kendi yapma düşüncesiyle ayrılarak işleri eline yüzüne bulaştırması inanın sandığınızdan daha sık karşılaşılan bir durum.

7. Yeterince esnek olamamak

Bir ürününüz var. Hedef kitleniz de tanımlı ve beklentilerini biliyorsunuz. Dış etmenler de tahmin ettiğiniz gibi seyrediyor. Yani her şey yolunda. Fakat girişimcilikte bu ideal şartların çok uzun süre aynı kalacağını varsaymak büyük bir iyimserlik olur.

Ürününüzde beklenmedik sorunlar çıkabilir. Hedef kitleniz olarak tanımladığınız grubun daha önceden ön göremediğiniz yeni ihtiyaçları ile karşılaşabilirsiniz veya hedef kitlenizin beklentileri zaman içerisinde değişebilir. Türkiye’de yaşadığımızı hesaba katınca dış etmenlerin çok uzun süre tahmin edilen çerçeve içerisinde kalması da pek gerçekçi değil.

Tüm bu değişimlere ayak uydurabilmeniz gerekiyor. ABD’de yapılan bir araştırma 1. yılını tamamlayabilen girişimlerin yaklaşık yüzde 70’inin pivot ettiğini gösteriyor. Özellikle ilk girişiminizde beklentilerinizdeki hata payı yüksek olacağı için, beklemediğiniz veya değişen koşullara ayakta kalabilmek, gerektiğinde işin ya da ürünün gittiği yönü değiştirebilmek girişimizin varlığını sürdürebilmesi için son derece önemli.

8. Büyük resmi görememek

Tabi ki bunu yapabilmek için işin içinde boğulmamış olmanız gerekiyor. Girişimizi olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek mikro ve makro düzeydeki değişimleri gözden kaçırmamak için, zaman zaman işi bir kenara bırakıp, her şeye dışarıdan bakabiliyor olmanız gerekiyor.

Neyi, neden yaptığınızı unutmamak büyük resmi görebilmenin önemli kısımlarından biri. Pazardaki değişimleri takip etmek, eğilimlerin farkında olmak ürününüzün içerisinde bulunduğunuz gün ve koşullara en iyi şekilde cevap verebilmesini sağlaması açısından önemli.

9. Detayları gözden kaçırmak

“Şeytan ayrıntıda gizlidir”. Gerçekten de öyle. Özellikle de müşterileriniz veya kullanıcılarınız için. Özellikle de rekabetin ve alternatiflerin çok olduğu durumlarda sizi diğerlerinin önüne çıkartacak olan şey çoğu zaman bu ayrıntılar olacak.

Kendinizi müşterinin yerine koyarak, bir mühendis bakış açısıyla değil, son kullanıcı gibi ürününüzü değerlendirdiğinizde genellikle ilk başta aklınıza gelmemiş bazı özelliklerin aslında eksik olduğunu fark edebilirsiniz.

Fakat genellikle bunları işin üretimine çok fazla girmiş olan kişilerin ayırt etmesi daha zordur. Eğer siz bu yüzden detayları sizden daha iyi görebilecek birilerinden yardım isteyin. Eşiniz, dostunuz, arkadaşlarınız bu konuda tahminlerinizin ötesinde yardımcı olabilirler.

10. Önceliklerini belirleyememek

“Bu tablonun Pazartesi’ye kadar bitmiş olması lazım”. Gerçekten öyle mi acaba? Evet o tablo, satış hedefleri tablosu ve pek çok şey ona göre şekillenecek ama satış personelinin sahada müşteri kovalamak yerine ofiste tıkılıp o tabloyu bitirmesi gerçekten o kadar kritik mi?

Üzerinde çalışılacak her iş kalemi, toplama doğrudan faydası oranında önem taşır. Öncelik belirlemede işleri klasik “Acil – Önemli – Acil değil – Önemli değil” şeklinde sınıflandırmak, öncelikleri belirlemek açısından çok işinize yarayabilir.

11. Büyürken kontrolü kaybetmek

İşlerin ne zaman büyümeye başlayacağını çoğu kez baştan ön görmeniz mümkün değildir. İki hafta önce 10 tane müşteriniz varken, bugün bir anda 10 yeni müşteri daha alabilirsiniz. Çok büyük ihtimalle bu gibi ani büyümeler karşısında hazırlıksız yakalanacaksınız ve acil önlem alma dürtüsüyle (en azından yarısı hatalı) yeni adımlar atacaksınız.

Çok büyük ihtimalle tam da bu noktada personel eksiğiniz olacak, acilen eleman arayıp ilk başvuranları yeterince değerlendirmeden işe almak isteyeceksiniz. Bir internet işi yapıyorsanız var olan sunucunuz artan trafiği kaldıramayacak ve tam da işler büyürken siteniz sık sık kapanacak.

Eğer bunlar için önceden bir plan yapmazsanız tam da işler iyi giderken bir anda teknenin alabora olması işten bile değil. Acil durum planlarınızı baştan yapın. Henüz işe almadığınız ama beğendiğiniz başvurulardan bir liste her zaman elinizin altında olsun. Sunucu, üretim vs. gibi konularda yedek planlarınızı en baştan yapmış olun.

12. Rakamlarını bilmemek

  • Bir müşterinin size maliyeti ne?
  • Bir ürünü ne kadar zamanda üretiyorsunuz ve size tam olarak kaça mal oluyor?
  • Hangi personel size ne kadar kazandırıyor?
  • Hangi durumda yeni bir personele ihtiyacınız olacak?
  • Hangi koşullar gerçekleştiğinde karlılığa ulaşacaksınız?
  • Hangi ürün sizin için daha karlı?
  • Ürün karlılığını artırmak için neye yatırım yapmalısınız?

Bu ve bunlar gibi daha pek çok sorunun cevabını bilmeniz gerekiyor. Buradaki “bilmeniz gerekiyor” kısmını okuyup geçmemenizi öneririm. Çünkü burada “bilemeniz gerekiyor” derken kast ettiğim şey nefes alıp vermeyi bildiğiniz gibi bilmeniz gerekiyor.

Bu sayede her an aklınızda olan bu rakamları nasıl geliştirebileceğinizi düşünüyor olacaksınız ve hiç beklemediğiniz bir anda aklınıza gelen yeni ve süper bir fikir her şeyin değişmesini sağlayabilir. Ayrıca ne zaman bir yatırımcı ile aynı masaya denk geleceğinizi, onun işiniz ve rakamlarınızla ilgili merakının uyanacağını kestiremeyebilirsiniz. Öyle bir durumda “ben size konuyla ilgili bir e-posta göndereyim” demek tabi ki bir seçenek ama kesinlikle sorduğu her soruya o anda cevap vermek kadar etkileyici olamaz.

13. Duygusal davranmak

Benim en sık karşılaştığım durum, yeni girişimcilerin girişimleri ile fazla duygusal bir bağ kurmaları. Bu onların eleştiriye tahammül edememeleri, var olan hataları görmezden gelmeleri, yanlış var sayım ve değerlendirmeleri gibi pek çok soruna yol açıyor.

Günün birinde girişimi satmak söz konusu olduğunda ise kendini “çocuğunu satıyor” gibi hisseden girişimci, sadece bu yüzden takılıp kalabiliyor. Bu nedenle de hem girişimin yeni sahibinin sağlayacağı kaynaklarla daha da büyümesinin önünü kapatmış oluyor, hem de kendisi için yeni mecralara yelken açmak fırsatını kaçırıyor.

Bu yazıda yeni girişimcilerin sık yaptıkları 13 hatayı bir araya getirdim ama aslında liste daha da uzun. Siz de isterseniz yorumlarda kendi sık karşılaştığınız maddeleri ekleyebilirsiniz…

 

KAYNAK : http://webrazzi.com/2014/06/30/yeni-girisimcilerin-en-sik-yaptiklari-13-hata/

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar

Comments are closed.