background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam
ataturk-tdk-terim-kolu-uyeleriyle-small-small

Ya Yaşasaydı Dememek Lazım

Ya yaşasaydı?

Ya yaşasaydı dediklerimiz var. Bazen bir roman karakterine bile keşke gerçek olsa dediklerimiz de bu kategoriden sınıflandırılabilirler. Peki, medet umduğumuz bu yaşasaydı dediklerimizden gerçekten ne bekliyoruz?

Mesela bir siyasi lider, bir şair, bir sanatçı vs…

Mesela Barış Manço.

Mesela Şair Abdürrahim Karakoç.

Mesela Osman Yüksel Serdengeçti.

Mesela Ulu önder Atatürk.

Mesela Abdülhamid Han.

Mesela Turgut Özakman.

Mesela Nurettin Topçu.

Mesela İsmail Gaspıralı.

Mesela Yusuf Akçura.

Mesela Cemil Meriç.

Mehmet Akif Ersoy…

Mesela sen, ben…

Keşke birileri olsaydı dediğimiz, genelleme ve klişe böyle başlıyor. Peki, keşke dediğimiz adamlar olsaydı dediğimizde ne bekliyoruz? Uzun uzun yazabiliriz. Ama cevabı içimizden vermekte fayda vardır. Yani olsaydı şunu yapardı dediğimiz “şey” ne ise, o “şeyi” kendimiz başarabiliriz. Böylece medet ummamış oluruz.

Hareket başlatmış oluruz.

Teşkilat, doktrin çıkartabiliriz. Belki de ölmemiş ama ölünce keşke diyeceğimiz insanları bulup, sen elde kalmış son değerimizsin, bize büyüklük göster diyebiliriz.

-ebilmek, -abilmek, -ebiliriz vs. olasılık ihtimali olarak edebiyata düşmüştür. Olasılık sadece adı üstünde ihtimaldir. Kesinlik göstermez. Hareket doğurmaz.

İnanmak, idealizm bunu gerektirir.

Seyredersen, başkaları artist olur film çevirir. Sen hala izlersin. Birilerinin hayallerini gerçekleştirirken, sen sadece eleştirmen olarak kalırsın. Lakin ortaya koyarsan insanlar seni eleştirir. Eleştirilmek gerek bu çağ gereğince. Eleştirildikçe büyürsün.

Göz önünde olursan değersin. Değersen, birileri gelir mutlaka istediğini alır.

İşte cümleye başlarken sıraladığım meselalar arasında 5000 kişi sayabilirim. Ben gittim onları buldum. Mesela ile başlayanları uzatmaktansa, özet geçmekte fayda vardı. Yoksa her alanda, branşta, değerde, ideolojide binlerce insanı sıralamaya vakit yetmez. Kitap yetmez.

Gün yetmez.

Şunu unutmayın, insan beyni trilyonlarca kitabı, bilgi barındırabilecek bir diske sahiptir. İçine ne ile doldurduğunuzu unutmayın.

Dün dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım!..

Sosyoloji öğrenmeden, toplumcu, milliyetçi, ulusalcı, idealist bir akım başlatamazsın. Aynaları kendimize tutup, görmek fakat bakmamak gerekir.

Zamanı gelince hepsi olgunlaşacak. Merak etmeyin.

Yoksa yer çekimi sıradan bir elma düşme hikâyesi değildir. Kimin kafasına düştüğünü bilmek lazımdır. Yoksa o güne kadar kaç kişinin kafasına elma düşmüştür değil mi?

Azıcık düşün!

 

SENCER GÜLTUNA

@sencergultuna

1 Ekim 2015

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar