background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam
mihrimahuskudareski

Üç Harf Betimlemesi

avatar
avatar

Latest posts by Fatih Ayhan (see all)

 

mihrimahuskudareski

“İnsan bir kere birine geç kalır ve bir daha hiç kimse için acele etmez.” Böyle işte durumum. Acelem yokmuşçasına ayak sürüyorum bu hayatta.

Ayak sürümemin tek nedeni ben değilim. Bazen koşmak istiyorum ama İstanbul trafiğinde hareket edemeyen bir ambulans gibi çaresiz kalıyorum.

Böyle durumlarda Beşiktaş İskelesi’nin yanında boş bulduğum bir yere oturup seni dinliyorum İstanbul. Sen bunun farkına varmıyorsun ama seni en çok ben anlıyorum. Dolmabahçe’nin nasıl sessizce ağladığını biliyorum. Mimar Sinan’ın eserlerine biri el uzatınca nasıl çaresiz kaldığını görebiliyorum.

Sisli bir gününde ben seni hayal ediyorum yine. Karşımda Üsküdar görünmüyor ama hayallerim sınır tanımıyor. Mihrimah Sultan Camisi’nin sahilde dimdik durduğunu hayal ediyorum. Mimar Sinan’ın bu cami üzerinden anlatılan aşk efsanesine inanmak istiyorum bu gün. Gün gelecek bir set olarak kıyada yükselen bu caminin önünü doldurularak bir iskele meydanı oluşturulacak. O zaman hüzünleneceksin ama hiçbir şeyde sırtına vurulan biçimsiz binaların ağırlığı kadar canını yakmayacak.

Mimar Sinan’ın ismi sadece dillerde yaşayacak ve modern bir toplum olma yolunda bu şehirde bir çok eserinin adı bile anılmayacak. Şemsi Paşa Camii bunlardan olmayacak. Küçük ama değerli bir mücevher gibi her zaman orada olacak. Bir gün Marmaray diye bir proje gelirse de orada olacak. Bulunduğu buruna ismini de verecek. Kuşların bile konmadığı bu yer hep burada kalacak.

Sis perdesi önümden kalkmadan Kız Kulesi’ni hayal ediyorum son kez. Üzerine bu kadar çok efsanenin anlatıldığı bir yer olmayacak. Her devir kendi efsanesini yaratacaktı Kız Kulesi için. Sunay Akın’ın dizelerinde Kız Kulesi gerçek anlamını bulacaktı.

“Çocuğunu asma köprüden sallayan

Bir annedir İstanbul

Ki onun

İçi süt dolu

Biberonudur Kız Kulesi

Soğusun diye suya tutulan”

Kız Kulesi’ni izlerken kurduğum hayallerden Kadıköy vapurunda uyanıyorum ve inanamıyorum gördüklerime. Biraz ileride sahile kocaman zürafaları ne zaman yapmışlar! Uyanıkken bile hayal kurduğumu anlıyorum o an. Benim zürafalar limanda duran vinçlermiş ve ben beş yıldır ilk defa zürafaya benzetiyorum onları. Kendime bir yandan gülerken, bu şehri görmek ve yaşamak istediğim her şeyi oluyormuş gibi yaşayabildiğim için seviyorum. Bu yüzden “Aşk” en çok sana yakışıyor  İstanbul ve bu üç harf en güzel sende betimleniyor. Ayaklarımı yere sürerken bir anda içimi bir heyecan kaplıyor ve sürme iskele verilmeden atlıyorum vapurdan.

“İstanbul deyince aklıma martı gelir

Yarısı gümüş, yarısı köpük

Yarısı balık, yarısı kuş

İstanbul deyince aklıma bir masal gelir

Bir varmış, bir yokmuş.” (Bedri Rahmi Eyüpoğlu)

Fatih AYHAN / Haziran 2013 / İstanbul

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar