background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam
pierre loti

Nazım Hikmet’in Sevmediği Pierre Loti

Can çekişen Türkiye.

La Turquie Agonisante…

Yazar batı politikalarını eleştiriyordu. Türk halkının sempatisini kazandığı için, Tophane Rıhtımı’nda devlet konuğu olarak Sultan Reşat tarafından karşılanmıştı.

Balkan Savaşı, 1. Dünya Savaşı ve Anadolu İşgali yaşıyorduk ülke olarak…

Kendi ülkesi olan Fransa’yı ağır bir dille eleştiriyordu. Bu sayede Türklerin iyice sempatisini kazanmıştı. Hatta o kadar çok sevilmişti ki, 4 Ekim 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi yazara şükranlarını sunan bir mektup yollamıştı.

O yazara “İstanbul Şehri Fahri Hemşehrisi” denildi. Hatta yazarın isminde cemiyet bile kuruldu.

Fransa’da Protestan bir ailede doğan yazar, Fransız Deniz Kuvvetlerine girdi. Girdikten sonra, yüzbaşı sonra albay oldu. Bu sayede dünyayı gezme fırsatı yakalamıştı.

Yolculuklarında edindiği tecrübeyi ve gözlemlerini kitaplarına yansıttı.

1879 yılında ilk romanını kaleme almıştı. Osmanlı Türkiye’sinden kesitlerinde yer aldığı Aziyade yayınlanmıştı. Hemen ardından bir kitap daha çıkarttı. “Pécheur d’Islandé” yani İzlanda Balıkçısı romanını yazdı.

Umutsuzluk, aşk, ölüm duygusuna yer vermeyi seviyordu. Şefkat ve acıma duygusunu kitaplarına yansıtıyordu.

Bundandır ki, Türk Aydınlar ikiye bölünmüştü.

Bir kısım aydınlar onu gerçekten Türk dostu olarak görüyordu. Bir kısım aydın ise, Osmanlı’nın zayıf ve geri kalmış haline acıdığını savunuyordu.

Nazım Hikmet, yazarı yerden yere vuruyordu. Böyle olması bana çok manidar gelmişti. Belki de Türk olmayan birisinin bu ülkeyi sevdiğini kabul etmesi zoruna gitmişti. Bilemiyorum. Çok manidar…

Yazar, Eyüp’te yaşadığı için o bölgede gittiği kahveye ismi verilmişti. Hatta kahvenin olduğu bölgeye ismi verilmişti.

Pierre Loti…

Aşıkların mekanı Pierre Loti tepesi…

Evet, Nazım’ın “Şarlatan Piyer Loti” dediği kişi, Türk ve Türkiye sevdalısıydı…

Başka aydın Abdülhak Şinasi Hisar’a göre, Pierre Loti iyi birisiydi. Övgüler hak ediyordu.

Bugünkü çerçeveden bakacak olursak, Fransız bir asker ve yazarın, Türkiye’yi seviyor olması ve Türkler hakkında koruyucu ve sempati duyan yazılar yazması gurur verici bir durum. Özellikle edebiyat çevresinde ismini kabul ettirmiş birisinin, Türklerden bahsediyor olması ne olursa olsun olumlu sonuç barındırıyor…

Varsın gelsin, Nazım Hikmet sevmesin!… Pierre Loti, Türkleri seviyormuş bu yeterli…

 

SENCER GÜLTUNA

ANKARA 2015

pierre loti tepesi

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar