background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam
yaban.gen_.tr-mehmetdemirtas

MİSKET’İN DOĞUŞU

avatar
avatar

Latest posts by Kelime Atölyesi (see all)

Size iki anahtar kelime söylersem Ankara-Folklor ve peşinden gelebilecek üçüncü kelime ne olabilir? desem hemen “MİSKET”  diyeceğinizi biliyorum. Evet misket oyun havası adeta Ankara’nın folklorik simgesidir.

Misket oyun havası olarak bu haleyi ruhiye ile oynanırsa neşe,keyif veya coşku yerine hüzün kaderin figürler üzerine hakim olduğunu hissetmemek mümkün değildir. Zaten güftenin mısralarında da böyle ifade edilmektedir.

Güftesiyle,bestesiyle  ve oyunuyla misket oyun havasının “Doğuş Hikayesi” ona bu özelliği kazandırmaktadır.

Gelelim hikayemize;

Aslında Ankara’da yaşanmış acıklı olaydır bu.Olayın kahramanlarını türkünün mısralarını dikkatle tahlil ettiğimizde sezebiliriz.

Birincisi kızımız “Misket”

Misket kız beldenin en güzel kızlarından biridir. Aşağı mahalleden Ali’ye gönlünü kaptırmıştır.

İkincisi Ali; Yakışıklı ama bayağı fakir bir gençtir. O da misket kızı sevmektedir.

Üçüncü kişi “Hacı Bey”dir. Hacı Bey de genç,oldukça yakışıklı ve üstelik çokta zengindir. “Bey”dir. Yalınız astığı astık, kestiği kestik türünden değil; fakir babası, yetimlerin, gariplerin hamisi, adaletli, merhametli gerçek bir “Bey”dir. Onun da gönlü “Misket kıza düşmüştür” Ama biliyor ki Ali, Misket’le arasında en büyük engeldir.

Günler bu minval üzere geçip giderken, bir gün arkadaş topluluğu içerisinde Hacı Bey ile Ali başka bir konu sebebiyle tartışmaya başlarlar. Tartışma gittikçe alevlenir. Arkadaşları bu sudan sebep yüzünden çıkan ve şiddetlenen tartışmanın altında yatan esas sebebin Misket olduğunu bilirler ama, yapacak başka bir şey de yoktur.

Çünkü er geç bu olay patlak verecektir. Zaten biraz sonra esas konuya gelinir. Misket.. İkisi de birbirilerini düelloya davet ederler ve düello mahalline doğru birlikte hareket yürürler. Haber Misket kıza da ulaşır. Misket urganı alır ve ta balkona kadar uzanan elma ağacına bağlar. Düelloyu Ali kaybederse kendini asarak intihar etmeye karar verir.

Hacı Bey ile Ali giderken oldukça düşüncelidirler.

Ali der; Sen garip yoksul birisin. Misket’e ne verebilirsin? Çekil aradan, Misket konaklara, takılara layık. Seviyorsan aradan çık. Ama nasıl yaparım. En iyisi bu düelloda ölmeliyim, Hacı’da seviyor onu. Çok da iyi bir delikanlı. Hak onun.

Hacı Bey kendi kendine der; Bir de Bey olacaksın. Şu garibin sevgilisini elinden alacaksın. Üstelik Misket de onu seviyor. Yakışır mı bu bana aradan çekileyim..

Çekileyim….Ama böylede yaşayamam ki .En iyisi ölmeliyim.

Bana bu yakışır. Bu kavgayı Ali Kazanmalı….

Bu düşüncelerle kararlaştırılan yere varılır. Karşılıklı saldırmalar (Bir tür dövüş bıçağı) çekilir. Karşılıklı 4-5 metre ara ile durarak birbirilerini süzerler. İkisi birden,aynı anda nara atarak birbirilerine hamle ederler ama bir adım kalarak her ikisi de gözlerini kapatmış, bıçağını geriye atmış ve karşısındakinin göğsüne vurmasını bekliyorlar. Nice sonra bakarlar ki ikisi de aynı pozisyonda. Ali der; Vur Hacı ne duruyorsun…Hacı der vur Ali ne duruyorsun….Sonra her ikisi de birbirilerinin kafasından ,gönlünden geçeni anlayarak sarmaş, dolaş kucaklaşırlar.

Ali der ki ben köye dönemem. Zaten neyim var ki. Alır başımı giderim. Yeter ki siz mutlu olun….

Hacı der ki; Hayır ben gideceğim. Satar savarım.. Çok uzaklar da yeni bir hayat kurabilirim. Sen yad ellerde daha perişan olursun. Hem Misket beni değil seni seviyor der.

Geri dönüşlerin de Ali hürmetkar  davranarak önden yürümesini ister. Herkes gibi Misket kız da dönüş yolunu gözlemektedir. Önde yürüyen Hacı Bey’i tanır, arkasından gele Ali’yi fark edemez. Üzüntüsünden elma ağacına kendini asar.

Ali ile Hacı Bey Misket kızın evlerine geldiklerinde onun cansız bedenini elma dalında sallandığını görürler.

Ona ne güzel haber vereceklerdi halbuki. Deli oldular.

Hem söylerler hem de dönerler. Sade onlar mı?Bütün arkadaşları da.

Ali der ki;

Güvercinim uyur mu?

Seslensem uyanır mı?

Misket dalda, ben burada ,aman

Buna can dayanır mı?

Hacı Bey der ki;

Caminin ezan vakti

İçinin düzen vakti.

Ben Misket’i kaybettim aman, aman

Sonbahar seher vakti.

Günlerce hem söylerler hem dönerler. Ankaralılar yüzlerce yıldır hala söylerler ve dönerler.

Bu arada derler ki kaderin bu kara kötü cilvesine şahit olan elma ağacının meyveleri öfkesinden kıpkırmızı olmuş ve mahcubiyetinden büzüşmüş ufacık kalmış.

O günden beri de Misket elmaları kırmızı ve ufakmış.

 

AHMET ZEKİ YILMAZ

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar