background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam

İstanbul’da Her Vapurun Bir Hikayesi Vardır

avatar
avatar

Latest posts by Fatih Ayhan (see all)

Fotoğraf: Mahmut Can Kovan

Fotoğraf: Mahmut Can Kovan

İstanbul’da vapurların hep bir özel anlamı olduğunu düşünürüm. Her vapurun içinde en az biri bu şehre aşık olurken bir diğeri sevdasını dalgalara yazar. Bu şehri seven herkeste en az bir vapurda anılar saklar.

Benim iki vapurum var biri Barış Manço diğeri Beykoz vapuru. Her ikisiyle de sonbaharın ilk günlerinde tanıştım. Barış Manço bu şehirde bindiğim ilk vapur. Üniversiteli olduğum ilk günlerdi ve ne güzeldi martılarla tanışmak. Beykoz ile de bu sonbaharda tanıştım. Karşılıklı iki koltukta kombinem var. Birinde ben diğerinde hayalim oturuyor. Evet İstanbul’un her yerini bu hayalimle geziyorum. Hayallerimizden sıyrılıp birazda İstanbul’un vapurla olan serüvenine bakalım.

İstanbul’a ilk buharlı gemi 1827’de geldi. Buhar ile çalışmasından dolayıdır ki ismi de “Buğu” oldu. İlk buharlı gemimiz ise 1838’de Haliç’teki Aynalıkavak kızağında Amerikalı mühendis Ross tarafından yapılmıştır. Bu tarihten itibaren İstanbul’daki vapur seferleri giderek artmıştır.

Boğazın eşsiz manzarasında yolculuk yapmayı çok seven İstanbullular, ilk zamanlarda sadece yaz aylarında vapurlarla yolculuk edebiliyordu.  Daha sonra alınan bazı önlemler ile kışında seferle yapılmaya başlandı. Kışın yolcuların olduğu bölümün en az 15 dereceye kadar ısıtılması ve vapurların en fazla 12 deniz mili hızıyla hareket edebilmeleri alınan önlemlerden bazılarıydı.

İlginç renkleri ve baca numaralarıyla ünlenen İstanbul vapurları farklı bir sosyal kaynaşmayı da beraberinde getirmişti. Vapur sohbetleri bu yolculukların vazgeçilmezi oluyordu. Bazen kaptanlarda bu sohbetlere katılıyordu.

Vapurlar kadar onları yolcularla buluşturan iskelelerinde bir tarihi var bu şehirde. Emirgan ve Boyacıköy bir o kadarda eski yerleşim yerleriydi. Bu iki yerleşim yerinde bulunan iskeleler, en eski iskeleler olarak kabul edilmiştir. Daha sonra bu iskelelerin arasına, şimdiki Emirgan Cami’sinin karşına yapılan İskele ise o günden kalan en eski iskeledir. Bu iskele 1989 yılında yıktırılmış olsa da 2001 yılında tekrardan yaptırılmıştır.

İnsanları, iskeleleri ve martılarıyla nice hikayeler barındırır İstanbul vapurları. Hatta bir tanesi vardır ki bir benzetme olarak kullanıyor eski günlerden beri. Tesadüfe bakın ki o vapurun ismi de Beykoz. Osmanlının ilk anonim şirketi de olan Şirket-i Hayriye döneminden kalma bir hikaye bu. İstanbul’a ilk gelen “yandan çarklı” denilen vapurlardan bir tanesi Beykoz iskelesinde hizmet vermeye başlar. Beykoz civarı boğaz akıntısının en yüksek olduğu bölgelerden biri olduğundan, bu vapur bir gün akıntının tersine hareket etmek isterken kaptanın üstün gayretlerine rağmen hiç yol alamamış. O günden beride tozu dumana katmasına rağmen bir adım bile yol alamayan kişiler için “Beykoz Vapuru” benzetmesi yapılır olmuş.

Evet İstanbul’da her vapurun bir hikayesi vardır. Herkesin de bir vapurda hikayesi. Benim gibi hayaller kurarak dolaşan bir adam için her vapura ve martıya bir anlam yüklenebilir. Önemli olan sizin bu vapurlarda hayaller kurup onların peşinden gitmeniz. Yoksa bizim işimiz Beykoz vapurunda hayaller kurup yine onun gibi yerimizde saymak.

Fatih AYHAN / Aralık 2013 / İstanbul

Kaynak : Anlat İstanbul, Haldun Hürel, Kapı Yayınları 2009

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar

Comments are closed.