background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam

İstanbul’da Bir Sonbahar

avatar
avatar

Latest posts by Fatih Ayhan (see all)

İstanbul

“Kasımda aşk başkadır” söyleminin geyik konusu yapıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Bana sorarsanız diyerek bu konudaki kendi fikrimi söylemeyeceğim. Zaten kasım ayıda bitti bitecek.

Kasım ayı diyoruz ama çok şükür daha kışın yüzünü görmedik. Güzel günler geçiriyoruz. Yağmurda ıslanmayı seven ben daha ıslanmadım yani. Şöyle hafiften bir yağmur yağsa, Beşiktaş’tan Kabataş’a yürüsem. Hatta Karaköy’e kadar yolum uzasa, Galata’dan Eminönü’ne, Eminönü’nden Sarayburnu’na uzayıp gitse yolum. Gülhane’den geçip son olarak Süleymaniye’de Haliç’e doğru bir karadut çayı içsem. Arkadan gelen o nağme ile hayallere dalıp gitsem, yanımda hep sen varmışsın gibi hayallerime ortak bulmanın mutluluğunu yaşasam. Birlikte yürümek deyiminin güzelliğini hissetsem ne güzel olurdu.

Kasım’da yağmur yağmadı. Gülhane’de yürürken yapraklar yağmurdan ayağıma yapışmayınca da birlikte yürüyemedik bu yolları. Bu sebeple beraber hayaller kuramadık. Bu kadar basit işte! Kavuşmamaların sebepleri bu kadar basit.

Doyumsuzluğumuzdan oluyor hep bunlar. Olmayanı istiyoruz. Kış geliyor diye baharı özlüyoruz. Bunu bildiğimden yağmuru da sensiz geçen günlerimin suçlusu ilan edemem. Bu yollarda beraber yürümenin mutluluğunu hissedemedim ve yağmurda yağmadı. Ben ıslanmadım ama bir şeyi öğrendim. Bazı şeyler yokken güzelmiş bu hayatta. İstanbul’da yağmur yağmazken seninle yağmurda yürümenin mutluluğu güzelmiş mesala.

Yağmur yağmasa bile yürüdüm bu yolu. Yolda bana hayallerim eşlik etti. Birbirini kovalayan iki çocuğun peşinden koşmak istedim Çemberlitaş’ta. Sonra durdum biz büyükler onların hayallerine dahil olmak için çok büyüktük. İlişkilerimizi bile maddi kazançla şekillendiren bizlerin, bu havada terlikle arkadaşını kovalayan çocukla aynı dili konuşamadığına eminim.

Kendimi hiç beceremediğim bir oyunda, hiç kimseyi tanımama rağmen halay başı olarak bulmuş gibiyim. Ne yapacağını bilmeden, yaşamadığım şeylerin yorgunluğunu üzerimde taşıyorum. İçimde bir sıkıntı bir hüzün var anlatamıyorum. Sadece yürüyorum.

Üzerimdeki yorgunluğu daha fazla taşımıyor ayaklarım. Süleymaniye’de akşam olmuş. Ağa Kağısı’nın kapıları bize açılmış. Galata karşımızda bizi selamlıyor.

Umutlarımızın tazelenmeye ihtiyacı var. İşin sırrı da aslında çocuklar gibi sevmek şu hayatı. Uzakta olsa yüreğinde taşıyabilmek sevdiğini ve hayallerini. Kendinden çok başka bir şeyi seviyor veya istiyorsa ondan hiç vazgeçmemeli insan. İmtihanının o olduğu bilse bile vazgeçmemeli.

Galata’yı görünce aklıma oradan aşağıya inen gemiler geliyor. İstanbul’un kalbini çaldığı en büyük hükümdarı hatırlıyorum. Ne güzel demişti O “Bu hayatta aldığımız nefesler sayılı ve ölümsüzlük kapısı kapalı”. Değerini bilmeli şu anın, uzakta ise sevdiğinden çok şükür aynı gökyüzünü paylaşıyoruz diyebilmeli.

Galata’yı izleyip hayaller kurarken gözümün ucuna Kız Kulesi takılıyor. O an aklıma Bedri Rahmi geliyor. Demişti ya “Şu Kız Kulesi’nin aklı olsa, Galata Kulesi’ne varır” diye. Her zaman dediğim gibi hayal güzel şey, gerçekle yüzleşebilirsen. Gel ben iki çay söyledim biri senin. İstersen soğumasın?

Fatih AYHAN / Kasım 2013 / İstanbul

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar