background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam
600x450x39107.jpg.pagespeed.ic.ZTcW-Z38ij

GÜL’ün KAR BEYAZI’ydı MUHSİN BEY!

avatar
avatar

Latest posts by Bekir Yalçınkaya (see all)

   Bazı yazılar vardır ki, aradan yıllar geçse de tazeliğini yazanın gönlünde muhafaza eder.. İşte bu makale de böyle bir ruha sahibtir..

 

 

Müjdeyle ve kulağa okunan Ezan-ı Muhammedi’yle gelişin mutlak bir gidişi var..

Her can ölümü tadacak ve “İnna lillâhi Ve İnnâ İleyhi Raciûn” merhalesinde Hakk’ın huzuruna varacak..

..Ve hayatın virgüllerle devam eden faslı, Tecelli noktasını nerede tamamlayacak, bilinmiyor..

Ölümün bin bir çeşidi var.. Kolayı yok..

Öyle olsaydı hiç Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV), en şiddetli bir ölüm hâli yaşar mıydı?

Tecelli de bir dizede hâl vermiyor. Nerede, ne zaman, nasıl, ne ile ve kiminle sona ereceği meçhul.. Ama galiba kendilerine 48 saatte zor ulaşılan bir ‘Lider Ölüm’ünü Türkiye ilk yaşıyor..

O lider de BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu oldu..

1954’te Sivas’ın Şarkışla’sına bağlı Elmalı Köyü’nden başlayan ve ömür çizgisi bir Müslüman Türk asaletiyle mütenasip devam eden Yazıcıoğlu, 55 yıllık hayatında siyasi ve sosyal her türlü cefayı çeken ender insanlardan birisi oldu.

Öğrencilik dönemlerinde O’ Site Yurdu, ben Şeker Öğrenci Yurdu’nda aynı kaderi paylaşmıştık.. Sonra, ömrünün 7.5 yılını idealleri uğruna Mamak Cezaevi’nde geçiren bir idealist öğrenci..

Hapishane hayatında, arkadaşlarını yalnız bırakmama adına beratını en son isteyen bir vefakâr delikanlı..

Mensubu olduğu dâvânın ekseninde döne dolaşa Milli Mutabakat’ını sağladı. Büyük Birliği’n başına geçerek: “Bugün elinizde bulunan şu Gül’ler yarın yürüyeceğiniz yollarda ayaklarınızın altında taş, çakıl ve diken olabilir. Biz böyle bir dâvâya talibiz!” diyen bir liderliğe soyundu.

Amma.. O dönemlerde bir açık havalı çile devrini de yaşamadı değil. Her şeye rağmen O’nun müsamaha ve hoşgörüsüyle hareket edecek olursak Yazıcıoğlu, siyasetinde daima ardından ziyade önüne baktı..

Beton çok soğuk üşüyorum.!’ deyişinin ardından, O’ kim bilir kaç kere daha üşümüştü.. Elinde Gül ile dolaştığı hâlde Gül’ücüklerinin ardında kim bilir kaç gizli bir hüzün âleminin yükünü taşımaktaydı..

Türk siyasî hayatının bilinen idolleri gibi, Eş Taşıma adabına aykırı bir hayatı benimsedi. Postal’ı hazmedemeyen bir tabiat içinde, haksızlığa ve hukuksuzluğa baş eğmeyi beceremedi. Politik pazarlıklarda bulunmayı ve siyasî ikbalinin materyallerlerini bu cihetce temin etmeyi hiç aklına getirmedi.

Mütevazi, ama asaletiyle müsemma bir siyasî hayatında hazine yardımı denilen Beytülmâl’den istifadesi olmadı.

Yani; ne partisi, ne de kendisi seçim çalışmalarını hızlandıracak ve zaman kazandıracak bir Helikopter’e sahiplenemedi..

..Ve sonunda binmeyi istemediği, ama ısrarların tecelli yolu çizdiği kiralık bir Helikopteri oldu.

Sonrası malûm.. Türk Milleti’nin ahde vefasını, siyasînin siyasîye bakış açısını, siyasî ikbal düşüncesinin derecesini, ansızın gelen ölüm ile yanan yakılan yüreklerdeki tevekkül sabrını ölçmeye vesile bir ölümü tattı..

Evet.. ben öylesine eminim ki, daha önceleri de dört kere kaza atlatan bu güzel insan, inşallah.. sessizliğin sesine düşmenin bir anlık öncesinde zahiri âlemden ahiri âleme Kelime-i Şehadet’le geçiş yaptı.

O’nun anlatılacak sayısız hasletleri var.. Türkiye’nin, şairliğini dahi son gününde öğrenebildiği Muhsin Yazıcıoğlu, çok takdir ettiği Rabia Gölbaşı’nın Şiir Şölenleri’nde onca yoğunluğuna rağmen bulunacak ve şiir okuyacak kadar Şiir’in Adamı’ydı..

Birlikte geçirdiğimiz siyasi dönemlerin içinden baktığımda, bana siyasî bir liderden ziyade, Mevlâna’ca tefekkür, Yunus’ca hoşgörü ve Hacı Bektaşi Veli’ce himmet veren Muhsin Bey.. ülkesindeki liderlerin seçim mitinglerini iptal ettirecek kadar gönül kazanmış bir parti lideri, bütün gönüllerin hüsran beslediği ve büyüttüğü bir cemiyet adamı olarak aramızdan ayrıldı.

Böyle bir tecelli ve böyle bir ölüm.. Kaç lidere nasib oldu ki.. Hepimizin başı sağolsun.. Allah (CC), O’nun ve O’nun ile birlikte ölümü tadanların mekânını Cennet eyler inşallah..

 

Ve BİR ŞİİR

ASHAB’a ÇEKİŞİN VARDI MUHSİN BEY!

-Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun aziz hâtırasına

 

Bir can Yunus’caydın fani Dünya’da

GÜL gibi kokuşun vardı Muhsin Bey!

Maraş’ın dağında, karlı rüyada

Arz’a son bakışın vardı Muhsin Bey!

Ecel Dağ başına durdu Muhsin Bey!

 

Başın secdeciydi, dizin rükûda

Ondan medet verdi Zindan’da Hüda

Kaç LİDER razıdır böyle sükûda

Kaç GÜL’e nakışın vardı Muhsin Bey!

GÜL kopardı dağın ardı Muhsin Bey!

 

Kime nasib böyle bir SEFERBER’lik

Tacettin’in Dergâhı’nda NEFER’lik

Dâvân asildi, gayen BÜYÜK BİRLİK

Üf.! deyip yakışın vardı Muhsin Bey!

Senin çok.. çok işin vardı Muhsin Bey!

 

Bolluktan bir kısır GÜN’e çıkmıştın

HİLAL kuşağında bir GÜL ekmiştin

Esasta RUH’u TEVHİD’e çekmiştin

ASHAB’a çekişin vardı Muhsin Bey!

BİLAL’ce mertlerin merdi Muhsin Bey!

 

Solmayan bir YEDİGÜLVEREN gibi

Gönülden gönüle bir yâren gibi

Akif ’in mülkünde ALPEREN gibi

Zirveye çıkışın vardı Muhsin Bey!

Yurdun mukaddesat yurdu Muhsin Bey!

 

Dua olsun; yer al Cennet-i Şol’da

Bir ŞEHİD gözüyle bak, FURKAN ol da

Milyonlarla yürüdüğün Hakyol’da

Yine bir yokuşun vardı Muhsin Bey!

Seni bu yokuşlar sardı Muhsin Bey!

 

Bekir YALÇINKAYA

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar