background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam
302892_4164965460806_1749539784_n

FEVZİ GÜLTUNA’nın KIRIK MERDİVEN’i

avatar
avatar

Latest posts by Bekir Yalçınkaya (see all)

Bekir YALÇINKAYA yazıyor…

Fevzi Gültuna’yı çok eskilerden beri tanırım.. Bir insan hakkında görüş beyan etmek için onu iyi tanımak lâzımdır..

Dolayısıyla dediğim gibi ben Fevzi Gültuna’yı çok eskilerden, yani Cavıldak soyadıyla malûm olduğu o zamanlardan tanırım..

O’ meslekî hassasiyetinden tutunda dost ilişkilerine kadar, beşeri münasebetlerinde de kültürel istişarelerinde de de mükemmellik gösteren bir seciye sahibidir..

Yıllar boyu, -bu yıllar neredeyse yarım asra tekabül eder ki- Gültuna, ilgi duyduğu basında yazar olarak yer alma isteklerine tamamen cevap bulamasa da hep yazıp-çizme arzusunu taşımıştır. Nihayet O’ bugün de kütüphanemizi renklendiren ve hatıralarımızı kendi hatıralarına adeta katacak derecede bir edebiyat çalışmasını gerçekleştirmiştir.

Hem de ansızın.. Türkmenler’in Alpler’i vasıtasıyla yozluklara yaptıkları gece baskınlarına benzer bir gelişle, içindeki mevhuma can veren nesnelerle tamir ettiği.. yooo.. hattâ kurduğu bir Kırık Merdiven ile Edebiyat Dünyası’nın ilk kabul merkezine gelip oturmuştur..

Kırık Merdiven, söz ve üslûbun iddialısı olarak değil, sahibinin zamanlarının içinde saklı kalan asıl öte taraflarına bizi ulaştıracak bir tırmanışın hikâyesidir..

Bazen insanoğlu her yazılanı hikâyeden saymıyor ve yeni adı Öykü ile basitleştirilmiş hâle sokuyor.. Ben Fevzi Gültuna’nın Kırık Merdiveni’ni okurken bu esere ‘Öykü’ gibi basit bir yaftayı münasib görmedim ve gerisini eleştirmenlere bırakarak şu tesbitte bulundum; Fevzi Bey’in, Cavıldaklı günlerde yürümeye başlayan gönül treni; ardındaki sevda, sevgi, haslet, hatıra, düşünce, fikir ve hattâ aşk yüklü bir katarı çeke çeke Sincan’dan GülTUNA’ya alıp götüren sonra geriye dönerek GülTUNA’dan Sincan’a çekip getiren bir Zamanı Taşıma Âleti ki hem onun vagonlarına binmeye ve geçmişini harmanlamaya, hem de etrafınıza saldığı sesleri derinlerinden dinlemeye gerçekten ihtiyacınız var..

Günümüzün muhayyel dalgalara takılarak eser üretenlerinin fikir haznelerine sadece hayâlden hayâle gidiş-gelişlerden öte bir maharet koyamadıkları bir zamanda, sadece gerçeğin merkezinde kalarak zıt kutuplarda özge bir esere imza koymak kolay görünenlerin arasındaki en zorlardan birisidir..

Siyasî cazgırlığın pirim kazandığı bir devirdeyiz..

İftira atarak veya kişilerin özel hayatlarına girerek onları deşifre etmeye matuf eserler ne yazık ki ciddilerle alay hâle getirildiler.. Kıymetlere bindiler..

Senaryolarına baktığınızda bir bölümde bin beşyüz telefon görüşmesiyle işi kıvıranlara rağmen Fevzi Gültuna’nın uzun zahmetler neticesi tamiri okuyanlarına kalan bir Kırık Merdiven’i hikâyeleştirmesi, bir bakıma yakası-paçası düşük eserler emsali değil, onlara bir örneğin teşkilidir..

Netice; Fevzi Gültuna maddî bir kazançtan ziyade, yaşadığı hayatın kesitlerinin geçmişte kalmaması adına Kırık Merdiven’i kaleme alıyor..

Sonrası, elbette bizlere kalıyor ki; bu da Kırık Merdiven’i ilgili satış merkezlerinden temin etmek ve okumaktın başka bir şey değildir..

Kendisini bu ilk eserinden dolayı kutluyor, ömrü var oldukça da devamını beklediğimi ifadeyle değerlendirmelerime O’nun şu güzel birkaç cümlesiyle son veriyorum..

Hüseyin Efendi –önce- karısına; Ölümü nereden çıkarttın, sen iyileşeceksin, seni ölü değil diri götüreceğim. Yaptığımız hatayı beraber telâfi edeceğiz..” dedi.

Sonra; “Sevgili Halime’m, can yoldaşım, sen beni iyi günde kötü günde hep destekledin…” diyerek hayatî vecibelerini hatırladı.

..Ve kendisiyle hesaplaşmaya durdu: “Yalnız bırakmadın.. Ben senin gibi yapamadım.. Bak seni kara toprağa koydum.. Yalnız bıraktım.. Hakkını helâl et..”

Daha sonra da; “Beni bekle çok sürmez gelirim. İnanmazsan bugün yanına geleceğim.. Yatacağım mezarı hazırlayacağım..” diyerek nihaî vaadini tekrarladı..

Acaba Hüseyin Efendi bugünlerde nerede ve ne âlemdedir?

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar