background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam
163906_471594586073_7786295_n

Dedemin Radyosu’nda Bir Gültuna Ses

avatar
avatar

Latest posts by Bekir Yalçınkaya (see all)

Dedemin Radyosu’nda Bir Gültuna Ses

 

İsmail Sencer Gültuna; aşina gönül ve dâvâ dostumuz Fevzi Gültuna’nın ilim tahsil etmekte olan oğlu. Bu genç hayatını seslendirme adına şiir dediğimiz müstesna gücün pençesine takılmış.

Şiir; bir milletin çok mühim ve hayatî damarlarından biri olarak telâkki ediliyorsa, O’ bir hayatî damarın sağlıklı ve vazifede mukavim olmasına gayret sarfetmiş.

Bu eski Cavıldak sesin, Tuna’da bir Gül’e yansımasına, onun ötenin, yani Balkanlar’ın şecere faslından davudî sesiyle hemhâl olmasına emek vermiş adeta..

Gençlik kısım kısım, şiir de öyle; kısım kısım ve çeşit çeşit..

Şiir var ki, heceyi manzumu reddediyor, ama mihengde, ahengde ve de rengde cazibe gösteriyor.

Şiir var ki, heceye ve manzuma, dolayısıyla kafiye ve redife hassas davranıyor, ama hicivden yahut mecazi manâdan, veyahut da ne ilâhî-imanî, ne vicdanî-insanî hiçbir hasleti içinde barındırmıyor.

Türkiye; bağrında dünyanın en fazla şairlerini besleyen ve bu besleyiş sonunda çok azını şair hanesine yazabilen bir ülke.

Çok şairimiz var, ama az şairimiz sıfatına hâkim. Çok şaire gönül alıcı ifadelerle; ‘üstad’ diyoruz, ama çok fazla acemi şair, kaabiliyetsiz ‘üstad’ o müstesna şairleri gölgeliyor adeta..

Sencer Gültuna, henüz ne üstad, ne de acemi şair..

Başvurduğu ve başkoyup gönül yorduğu hissî âlemine mahçup olmamak adına, kendisini çok büyük bir zahmete sokmuş bulunuyor. Öyle ki elini soba közünde kestane gibi kavurmaya bile kalkışıyor.

Şair olmanın çok kolay olduğu TV imkânlarından henüz, bir Ahmet Selçuk İlkan yahut Bedirhan Gökçe veya İbrahim Sadri gibi imtiyaz ve feyz alma hakkı almış değil.

O’ şair olmanın çok zor olduğu kendi çevresi, kendi çemberi ve kendi dünyasında nam ve san beklemeden zor olanın üstesinden gelmeye çalışmış..

Yani; Sencer Gültuna MAHALLEMİN ÖZNELERİ’ni DEDEMİN RADYOSU’nda seslendirmeyle şairliğe Bismillâh demiş.

Dedemin Radyosu’nda okuduğu Münevver’i, Sahafçı Kadın’ı, Ağıt’ı, Karabiber Ağacı’nı, Takvim’i, Kuleli’yi ve Karşılaştım’ı Çıkmaz Sokak Maçları’yla gönül içi şiir oyununa tâbi tutan Sencer Gültuna, doğduğu ve yaşamayı tanıdığı Mahallemin Özneleri’ni bir albüm (CD)’de seslendirmiş.. Dinledim ve haz aldım.

Bizim mekânımıza kadar gelerek bu emaneti bırakan baba-oğulun heyecan dolu muhabbetleri arasında şair gence dediğim şuydu; “Sencer, niçin kalıcı olan kitab gibi bir eser değil de, bir albüm?” O’ kitab-albüm derken son devrin klasik şairleri gibi albümde karar verdiğini ifade etti. Halbuki kitap için üstad Karakoç’a önsöz bile yazdırmış. ‘Peki şiirde manzum durumu var mı’ dedik.. Serbest çalışmış..

Bir anlamda nesirvari.. Sözün burasında biz de Sencer gibi ‘neyse’ diyelim..

Serbest olsa da genç bir üniversitelinin aşk ve meşkten ma’âde, kendi hassasiyetlerini dile getirmesi, hem bir edebtir, hem de mekân içi hasletlerine gönül ve ruh yanıklığıdır.

Tebrik ettiğim genç şairin işte o haslet şiiri;

 

DEDEMİN RADYOSU

Simetrik dizilmiş somyalar arasında

Minderler hiç de rahatlatmazdı sırtımı

Belki de çayı çok kaçırmıştım

Ya da sobadaki kestaneler elimi

Daha dokunmadan yakmıştı

Televizyon üstü danteller bile kapatmazdı

İstenmeyen görüntüleri o günlerde

Gerçekten hayatın reytingi düşüktü

Kış günü dedemin sobalı evinde

Saat ileriye gitmekten korkardı dünü hatırlamamak için

Çünkü odunlar daha sobaya gelmeden yanmıştır

Sarı loş ışıklı evde

Biraz acıkırsın yokluktan mı bilinmez ama

Ekmek arasına koyduğumuz şeker

Lâle İstasyonu’na karşı olan evimizin

Hamurunu kabartırdı akşam ezanında

Sıra tok karna -ki- yatmaya gelmiştir

İşte o sırada sobanın sağında asılı olan radyo karşılar bizi

Artık radyoyu açma zamanıdır

Hem de dedemin bende de olmadan çizgileri belirginleşmiş elleriyle

Sessizlik kaplar, ardından hışırtı

Radyodaki sanatçı daha söze girmeden söz edebilmek

Yeterliydi bizim için o günlerde

Üstelik o radyo için mahallede çift kale maça rest çekmiştim

Yedek kalacağımı bile bile

Her neyse, o sırada radyodaki şarkının en güzel yerine gelirsin

Radyonun sesi biraz kısıktır

Çok geçmeden anlarım ki pili bitmiştir bizim çocukluk nakaratlarımızın

 Bekir YALÇINKAYA

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar