background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam
10814148_1502493326688039_1731737186_n

Bak Önümüzde Yeni Bir Mevsim’e Bakış

 

Şiir ve öyküleri ile dikkatimizi çeken Serkan Türk’ün son öykü kitabı, Bak Önümüzde Yeni Bir Mevsim Dedalus Kitap etiketi ile çıktı. Farklı konularda on iki öyküden oluşan kitap, oldukça yalın bir dille yazılmış. Serkan Türk’ün bu kitapta ve diğer kitaplarında da dikkat çeken en önemli özelliği; şiir dilini öykülerinde de kullanıyor olması. Bu da okuyucuda diğer öykü kitaplarının aksine farklı bir tat uyandırıyor. Farklı konulardan oluşan öykülerin kitap içindeki sıralamaları bir önceki öykünün devamı hissini veriyor ve bu da birçok öykü kitabının aksine okuyucularda konudan konuya atlanıyormuş izlenimi vermiyor.

Kitap, Hitler ve Yoldaki Üç Kişi adlı öykü ile başlıyor. Hikâyede iş görüşmesi yapmak için tren ile büyükşehirlerden birine yolculuk yapan adamın, oturduğu kompartımandaki diğer yolcular ile yaşadığı sorun ele alınıyor. Naziler döneminde halkın yaşamış olduğu ruh hali ve o dönemin insanlar üzerinde ki etkileri kompartımanda yaşanan tartışmada kendini gösteriyor. Kişilerin göstermiş olduğu tutum ve davranışlarda sanki o dönemin izleri görülüyor. Hitler’in göstermiş olduğu anti sosyal davranışların insanlar üzerinde ki etkisi öykü içinde ana kahramanın çekirdek takıntısı üzerinden başarılı bir şekilde anlatılıyor. Bu öyküde ki betimlemeler ve yaşanan konuşmalar okuyucuda sanki kompartımandaymış hissi veriyor ve okuyanı da öykünün bir kahramanı olarak yapıyor.

Türk, Hadi Öldür Şunu Aslanım adlı öyküde ise insan çaresizliğini ele alıyor. İnsan çaresizken neler yapmaz ki! Bu öyküde uzun yıllar radyo programcılığı yapmış bir sunucunun, eşinden ayrılmak üzere olduğu bir dönemde yaşadığı maddi sıkıntılar nedeniyle hiç istemediği bir işe sürüklenmesi konu ediliyor. İşini kaybetmiş ve kirasını ödemekte zorlanan radyo programcısının aç kalmamak için hiç istemeye istemeye horoz dövüşlerini anlatmak zorunda kalmasını anlatılıyor. Bu öyküde yazarın stres hallerinde insanların yaşayabileceği somatik belirtileri başarılı bir şekilde okuyucuya aktarması ile insan psikolojisine de ne kadar hâkim olduğunu bizlere gösteriyor. Serkan Türk öykü içinde kullandığı ‘’insan gönül dağının zirvesine çıktıktan sonra kendini orada tutamıyor, birden aşağıya düşüyorsa onun yeri zaten orası değilmiş, öğreniyor’’ ve ‘’bir yarayı ancak zaman temizler bilirsin. Bir aşkı yalnız zamanın temizlediği gibi’’ tarzında ki cümleleri öykü içinde kullanarak, şiir dilini öykülerde başarılı bir şekilde kullanıyor.

Özellikle son yıllarda üniversiteden mezun olmuş olanların, sınav zamanı yolu çoğu kez fotokopicilerden geçmiştir. Bir kaygı, bir stres ile fotokopicinin yolu tutulmuş ve sınavda çıkacak olan soruların notları bu dükkânlardan elde edilmiştir. Notların fotokopileri çekilirken araya da hiç tanımadığımız ve öğrenci olmayan kişiler girer. Birkaç evrak ya da önemli bir kâğıdın fotokopisini çektirirler. Biz de stresli bekleyişimizin arasında, bu çekilen fotokopinin ne olduğunu merak ederiz. Ama hiçbir zaman da düşünmemişizdir; bir gün bu fotokopicinin veya fotokopiciye gelenlerin öykü kahramanı olabileceğini. Ama sanatçıların görevi değil midir toplum içinde göremediklerimizi gün yüzüne çıkartmak ve bize farkındalık kazandırmak? Serkan Türk’te Fotokopici Dükkânı adlı öyküsünde fotokopici dükkânında yaşananları usta bir dille bize aktarmış. Öyküde ilk önce fotokopicinin yaşamından ve karısı ile olan ilişkilerinden söz ediliyor. Sonrasında ise öykü içinde başka başka iki öykü ile yoluna devam ediyor. Öykü içindeki öykülerde ise haciz memurlarının evini haciz ettiği Karadenizli bir ninenin yaşadıkları ile bir kadın cinayeti konusuyla karşı karşıya geliyoruz. Sonunda ise öykünün ana konusuna dönüyoruz. Öyküyü okurken ise bir heyecan ile sonunun gelmesini bekliyor ve olayları sanki biz de yaşıyoruz. Bir öykünün içinde üç farklı öykü olmasına rağmen hepsinde de ayrı ayrı heyecan yaşıyoruz. Gerçi Serkan Türk diğer öykülerinde de buna benzer sürprizler bize yaşatıyor.

Bu kitap da nadiren denk geldiğimiz bir durumla karşılaşıyoruz; farklı farklı kitaplarda devam eden öykülere. Serkan Türk’ün daha önce yayınlanan öykü kitabı Uzak Yaz’ın içinde yer alan öyküsü Öldüğümde Ağlamadım, Bak Önümüzde Yeni Bir Mevsim’de ki Kalbim Oyuncak Bir Gemi Senin Sularında öyküsü ile devam ediyor. Öldüğümde Ağlamadım’da sevgilisi tarafından cinayete kurban giden kadın, nasıl öldürüldüğünü ve ölümünden sonra gördüklerini sanki yaşıyormuş hissi ile bize aktarıyor. Kalbim Oyuncak Bir Gemi Senin Sularında’da sevgilisini öldüren bir adam vicdan azabını kendi ağzı ile bize aktarıyor. Serkan Türk’ün daha sonra çıkartacağı öykü kitabında da bizi yeni bir sürpriz bekliyor olabilir. Çünkü iki öyküde de anlayacağımız üzere kadın öldüğü halde hala adamı seviyor, adam ise ise kadını öldürdüğü halde seviyor ve derin bir vicdan azabı çekiyor. Ancak iki farklı öyküde de cinayetin sebebini bilmiyoruz. Belki bir sonraki öykü kitabında Serkan Türk, bu cinayetin sebebini bambaşka bir öykü ile bize aktaracak.

Bak Önümüzde Yeni Bir Mevsim son dönem öykücülüğü için mutlaka okunması gereken bir kitap. Belli başlı öyküler ile anlattığımız kitapta her öykünün kendine has ilgi çekici ve sonunu merak ettiren yanı var. Dili de oldukça yalın ve her ne kadar öykü kitapları bir solukta okunmaması gerekiyorsa da bu kitap bir solukta okunabiliyor. Birçok seçkin kitapçıda bulunan kitabın fiyatı ise on lira.

Melih Yıldız

Güzelyalı/Kasım 2014

10816025_1502493333354705_196341648_n

 

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar

Comments are closed.