background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam
arif nihat asya

Arif Nihat Asya

Rubai denince akla gelmesi gereken tek bir isim vardır.

Milliyetçi şiirleriyle tanınan ve Adana Kurtuluşu’nu yani 5 Ocak gününü konu olan “Bayrak Şiiri“nden dolayı, meşhur dillere destan “Bayrak Şairi”…

Bugün, ay ve yıldızın, kırmızısı şehit kanı olan bayrağımın şairi…

Türklüğünden utanmayan, yücelttikçe yücelten bir şair…

Arif Nihat Asya.

Şairin tanımını yapmak isteyenler, öncelikle Arif Nihat Asya’yı tanımaları gerekir. Nazmın her türlü ve şekliyle eser vermiş birisinden bahsediyoruz.

Fikir adamı ve dik duruşu temeli sağlam düşüncelere oturtan Türk şair...

Mistisizme bile ironiyle yaklaşarak, dünyaya edebiyatı öğreten adam. Adam gibi adam…Kendi özgü renkli dünyası ve şiirlerini oluşturmuştur. Yakinen tanıdığım ve çok değer verdiğim ağabeyim Yavuz Bülent Bakiler sayesinde çok eksik kaldığım bir yönümü keşfetmiştim. Onun kaleme veya söze aldığı her kişi, üstünde düşünmeye ve değerlendirmeye değerdir.

Bunlardan birisi Arif Nihat Asya’dır.

Yavuz Bülent Bakiler kendisi gibi şair olan Arif Nihat Asya’yı anlatıyor.

” Bugünün tabiriyle medyadan çok şikâyetçiydi Arif Nihat Asya… O yıllarda TRT bir kez olsun onunla program yapmadı. Program yapmayı bir kenara bırakın, kendisinden bir satır bile söz etmedi. Kıbrıs’ta öğretmenlik yaptığı 1960’lı yıllarda Kıbrıs Rum Televizyonu bile kendisiyle bir program yaptı ama bizimkiler böyle bir şeyi akıl etmedi bile. Ne kadar yazık!…”

Bugün medyanın geldiği durumu düşününce, haklılık payı kendiliğinden açığa çıkıyor. Ne giyeceğini ve mahremini ekranlara sunan bir toplum düzeyine kadar düştüğümüze göre, medya bugün eleştiriyi çok hak ediyordur. Aksini düşünen zaten yozlaşmanın evrelerini ikişer ikişer atlamış insanlardır.

Reklam uğruna kimliğini kaybetmeye giden sunumlar…

Allah’tan geçmişte de olsa, Arif Nihat gibi, Yavuz Bülent gibi büyüklerimiz var da, biz onların eserleri doğrultusunda hayatımıza yön veriyoruz.

Yavuz Bülent Bakiler ağabeyim, Arif Nihat hakkında şöyle bir konu anlatıyor.

“Asya, hazırcevap bir insandı. Zamanın Millî Eğitim Bakanlarından Hasan Ali Yücel, Malatya’da okulları geziyor. O vakitler Arif Nihat Asya da Malatya’da bir lisede müdürlük yapıyor. Tabiî ki birbirini çok iyi tanıyorlar. Çünkü Yücel, bakanlığının yanında yazar olarak da kendini kabul ettirmiş bir isim… Fakat ikisi de farklı düşüncelerin temsilcileri… Bakan, okulun durumunu beğenmiyor: “Bu ne biçim okul; okuldan çok hapishaneye benziyor.”diyor. Asya cevabı yapıştırıyor: “Efendim ben bu okul yapıldıktan sonra geldim. Yoksa siz beni buraya hapishane müdürü diye mi gönderdiniz.” Bakan Yücel çok kızar ama belli etmez. Arif Nihat’ı bırakmaya hiç niyeti yoktur. Tahkire(aşağılamaya) devam ederek eleştirilerini giyimine yöneltir: “Hoca o ne biçim kıyafet… Paçaların çamur içinde…”der. Asya kızar, hatta köpürür. Şu üstü kapalı ve kinayeli cevabı verir: “Sayın Bakan!.. Paçalarımı ağzınıza almayın.” Daha sonra müdürlükten alınarak Türkçe ve Fransızca öğretmenliğine indirilir.”

Bu konuşma metinlerini Tefekkür Dergisi‘nde bir yazısında bahseden Sayın Nihat Malkoç’tan alıntıladım. Hakkını helal etmesini isterim.

Unutmayınız, bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır.

Arif Nihat Asya’nın Bayrak Şiiri ile kapatıyorum. Allah’a emanet olunuz.

 

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,

Işık ışık, dalga dalga bayrağım!

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

 

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.

Seni selâmlamadan uçan kuşun

Yuvasını bozacağım.

 

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…

Gölgende bana da, bana da yer ver.

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:

Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

 

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün

Kızıllığında ısındık;

Dağlardan çöllere düştüğümüz gün

Gölgene sığındık.

 

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;

Barışın güvercini, savaşın kartalı

Yüksek yerlerde açan çiçeğim.

Senin altında doğdum.

Senin dibinde öleceğim.

 

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:

Yer yüzünde yer beğen!

Nereye dikilmek istersen,

Söyle, seni oraya dikeyim!

 

Arif Nihat Asya

 

SENCER GÜLTUNA

ANKARA 2015

 

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar