background img
Sencer Gültuna - Ortancamız Babam
Entelektuel_ayi__88ac4

3-5 Nöbeti Tutan Entelektüel Utanmazlarız!..

Deep Purple- Soldier Of Fortune çalıyor fonda.

Ahşap döşemeli balkon mobilyalarını loş sarı ışıklı lambaderle süsledim. Ortam kasvetli olsun diye elimden geleni yaptım.

Yeni sekmede Twitter, Gmail, Facebook, Linkedin( havalı olsun diye) açık tutuyorum. Günlük fal takibi gibi tarihte bugün konseptinde vikipedia ziyaretimi yeni yapmıştım.

Google, Youtube anlaşması ile reklamlarını iki video arasına yerleştirdikten sonra şarkı “Rainbow-Temple Of The King” şarkısına geçiyor.

Hafif bir kaybedenler kulübü moduna giriyorum. Cam balkondan dışarıya bakıyorum. Evimin önü mezarlık…

Mezarlığın ortasında Türk bayrağı sallanıyor. Sonra 45 saniyelik dalgınlıkla tekrar ekranıma geri dönüyorum. Nerede kaldığımı, ne yaptığımı unuttuğum için dün gece bitiremediğim kitabımı açıyorum. Son 20 sayfası…

İbn Rüşd…

İbn Rüşd‘ün hayat hikayesi…

Kitabın içerisinden kurşun kalemle altını çizdiğim yerler olmuş. Onları tekrar gözden geçiriyorum. Gazzali, Aristo, Endülüs, İbn Bacce, Maslahat derken anahtar kelimelerimle entelektüel seviyemi yükseltmiş gibi ev yapımı vişne suyumu yudumluyorum. Ortam çok entelektüelken ev yapımı daha doğrusu vişne zamanı depolanmış ve buzluğa atılmış vişnelerin çıkmış suyunu içmekten kaçamıyorum. Çünkü ayın 16’sı takvim yapraklarında. Maaş çoktan bitmiş…

Param olsaydı en fazla soğuk çaylardan şeftalili olanı alıp içecektim.

Her neyse…

Tekrar yine anlık dalgınlıklar yaşıyorum. Balkonumda asılı duran Türk bayrağına dalıyorum…

Şarkı Led Zeppelin olarak değişiyor. Bu sefer reklamsız. Çünkü bir önceki şarkıda reklam “Kurbanlarınızı bizim *** kurumumuza verin” demişti. İrkilmiştim.

Kurban kesiyorum. Parasını ayırdım merak etmeyin. O yüzden soğuk çay alamıyorum. Paralar kurbana gidiyor…

Yine her neyse…

Çok entelektüel olduk diyerek twitter adresime giriyorum, #hashtag‘ler arasında biraz kayboluyorum. Vatanı 140 karakter kullanarak kurtaranlardan sonra sanki bir şey olmamış gibi davranan( 140 karakterle) insanlara bakıyorum. Yediği yemek ile ayaklarını çektikten sonra yatağını da çekmiş. Artık rahat bir nefes alıyorum. Çünkü öküz ağabey(bacılar) uykuya geçebilmiş… Rahat nefes alıyorum.

Sonra 3-5 nöbeti tutan nöbetçi tweetçilere tekrar göz atıyorum. ( Bu arada işsiz gibi davranıyorum farkındayım.)

Gece bayağı ilerledikten sonra senaryolarıma ve kitaplarıma tekrar dönüyorum. Günlük rutin şuur akışımı gerçekleştirirken, telefon çalıyor.

Apple markalı, deli paralar verip aldığım telefonun üst tuşu bozulduğu için arayanı meşgule atamıyorum.

Telefon acı acı çalıyor.

Arayan kuzenim…

Askerdeki kuzenim.

Doğuda askerlik yapıyor…

Amcamın oğlu. Apçaoğlu vs…

Abi biz operasyona gidiyoruz, hakkını helal et” diyor.

Tamam” demekten başka çaren kalmıyor. Sonra haberlere bakıyorum. Son dakika haberlerine bakıyorum. Sabahlıyorum.

Meraktan ve huzursuzluktan sabahı ediyorum. Şafak olmasa da doğan güneş oluyor. Azıcık uyuyorum. Twitter’a büyük harflerle VATAN SAĞ OLSUN yazıyorum. 3-5 favori…

Sabah işe giderken arabanın radyosunu açıyorum.

Oyun havası çalıyor. Sıradaki parçayı sevdiklerine isteyenler oluyor. O sırada aklıma sevdiklerim geliyor. Mesela askerdeki kuzenim…

Sonra utanıyorum.

Hayat böyle devam ediyor. Yazık diyorum ama akşam yine aynı sahneler devam ediyor.

Tabi bazen değişiyor… Eğer şehit sayısı çok ise sosyal medyada profiller Türk bayrağı oluyor. Ama 2 gün sonra yerine ayaklar, yemekler, yataklar geri geliyor.

Ne diyeyim? Kimse halinden utanmıyor.

Çünkü utanmayı da unuttuk!…

Sencer Gültuna

@sencergultuna

İlişkili Etiketler
Bu yazıları görmek istemez misin?
Yorumlar